UNUTAMIYORUM

18/10/2008 · Kategori: siirler


Unut demek kolay gel bana sor bir de

Unutamıyorum işte unutamıyorum

Bir şey var şuramda beni kahreden

Şuramda tam yüreğimin üstünde

Çakılı duran bir şey var

Elimde değil söküp atamıyorum

Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere

Kimi görsem biraz sana benziyor

Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü

Şu kayaları döven deniz

Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı

Bir zamanlar beraber dinlediğimiz

Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan

Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba

O güzelim gözleri kime bakıyor

O canım elleri nerde

Oysa günler o günler değil

Akşamlar o akşamlar değil

Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde

Durup durup seni büyütüyorum içimde

Seninle acılar büyütüyorum

Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz

Kirli sular yürüyor iliklerime

Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun

Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem

Bir gün olsun bir dakika olsun

Unut demek kolay, gel bana sor bir de

Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum

Dilimin ucunda sen; başımın içinde sen

Kader misin, ecel misin nesin sen

Unutamıyorum işte unutamıyorum...

Ümit Yaşar Oğuzcan

Çağırsam Gelir Misin?

4/10/2008 · Kategori: Kompozisyonlarim


  Kafamı kaldırıp uzun uzun etrafıma bakıyorum. Küçük kızlar görüyorum kollarında anneleriyle birlikte. Sevgileriyle bir tablo oluşturuyorlar. Kıskanıyorum o minikleri. Bir kız çarpıyor gözüme. Annesini kolundan çekiştiriyor şekerciye doğru. Üzerinde kırmızı kazağı, kırmızı şapkası ve elindeki bez bebeğiyle öyle hoş, öyle tatlı ki... Öyle güzel gülümsüyor ki... Anne kıyamıyor ona. İstediği şekerlerden alıyor. Ve küçük kız istediğini elde ettiği için mutlu, annesinin elinden tutuyor ve uzaklaşıyorlar. Ben ise öylece oturmuş giden küçük kıza ve annesine bakıyorum. Kıskanıyorum onları. En çok da o kırmızı şapkalı kızı.

  Sonbahar mevsimi. Ne de çok severim sonbaharı. Yağmur yağıyor çisil çisil. Göz kapaklarıma akıyor tane tane. Ağlıyorum yalnızlığıma. Geçmişime geri dönmek istiyorum. Bir zamanlar ben de o az önce uzaklaşan kız gibiydim. Onun gibi mutlu, onun gibi tatlı, sevimli... Benim de annem vardı o zamanlar. Ben de hep şekerciyi gördüğümde annemi oraya doğru çekiştirirdim. Benim annem de kıyamazdı bana. Alırdı şekerlerden her birini... Kendi çalışıp emek vererek aldığı parasıyla ilk beni parka götürürdü. Sonra tiyatroya... Oradaki palyaçoları görünce hemen ağlamaya başlardım.Çünkü korkardım onlardan. Annem ise beni yatıştırmaya çalışırdı. Korkmamam gerektiğini, onların beni çok sevdiğini her zaman söylerdi. Oysa ben hiç inanmazdım. Onları her görüşümde anneme sarılırdım. Ve şimdi de sarılmak istiyorum anneme. Yağmur yağıyor durmadan. Biri beni kaçırır mı kaçırmaz mı belli değil. Başıma bir iş gelir mi gelmez mi o da belli değil. Oysa annem beni yalnız bırakmazdı hiç. Ve ben bunları düşünmezdim. Çünkü annem vardı benim yanımda. Ama şimdi yok. Onsuz geçer mi ki bu hayat?

  Anneciğim, korkuyorum. Lütfen kurtar beni beni bu yalnızlıktan. Gözyaşlarımda arıyorum seni anne. Her bir damlasında seni görüyorum, seni duyuyorum, seni hissediyorum.Söz, bir daha kırmayacağım seni, ağlatmayacağım. Başkalarını senden daha değerli kılmayacağım. Çünkü sen benim için herkesten, herşeyden çok daha değerlisin. Şimdi kim sever beni senin gibi? Kim hastalandığımda hep bana bakar, kim soğuk günlerde kendi hırkasını bana uzatır? Kim beni tiyatrolara, parklara götürür?

  Bir bulut gibi dizine baş koysam, hıçkıra hıçkıra ağlasam anne, affeder misin beni? Yavrum der misin, okşar mısın saçlarımı? Anne özlüyorum seni. Ayakta görüpte yaşıyorum sanıyorsun. Oysa ben, öldüğün gün seninle öldüm anne. Hala saçlarımı okşayışın, bana yavrum deyişin, minderle sallayışın, bana mamalar, oyuncaklar alışın aklımda. Ben o günlerin kıymetini nasıl bilemedim anne.

  Düşmesine mani olamadığım her bir damla için bir daha ağlıyorum. Biliyorum ki, her yere düşen damlalarda, seni kaybediyorum ben. Kalbimi açabilsen keşke. Bakabilsen içine. Ne hissettiklerimi anlayabilsen.

  Şu an oturuyorum bir köşede. Yağmur üzerime doğru yağıyor. Bak, herşeyi anlıyorum yavaş yavaş. Anneliği anlıyorum. Anneliği kutsal sayıyorum. Seni ve diğer tüm anneleri seviyorum. Ve senin yanımda olmanı istiyorum. Çağırsam gelir misin anne? Çok geç olmadığını söyleyebilir misin bana? Beni affedebilir misin? Bir kez daha, bir kez daha ve bir kez daha sana sarılabilir miyim anne?..

Minik Yazar

ALÇAK GÖNÜLLÜ KIZIN ŞİİRİ

28/9/2008 · Kategori: siirler


Bir yarim olsun esmer, yakışıklı,
Çok şey istemem, boyu 1.80 olsun.
Fazla zengin olmasın umrumda değil,
Yetir ki 50-60 milyarı olsun.

Mesleğe etikete hiç önem vermem,
İster mühendis, ister doktor olsun.
Düğünümde fazla görkem istemem,
Yeter ki nikahımız Hilton da olsun.

Balayımız küçücük bir tatil,
Paris te, Roma da, New-York ta olsun.
Yüzgörümlüğü önemli değil,
Ne çıkar, birkaç taşlı pırlanta olsun.

İstedim ki olmuşken gönlümce olsun.
Nerede olursa olsun otururum ben,
Minicik, 3 katlı bir köşküm olsun.

Evimde erkeğimin sözü geçmeli,
Yeter ki benem de müsaadem olsun.

Ev işlerimi kendim yaparım,
Bana yardım edecek birkaç hizmetçim olsun.

Yemek hazırlamak ayrı bir zevktir,
Pişirecek Bolulu bir aşçım olsun.
Midem büyük değildir, kuru ekmek yerim,
Yeter ki katığım siyah havyar olsun.

Seyahat etmek en büyük zevkim,
Yeter ki arabam Mercedes olsun.

Yaz tatilim sakin geçmeli,
Bunun için Side de bir yalım olsun.
Soğuk karlı kış günlerinde,
Uğrak yerimiz Uludağ olsun.

Yılbaşı gecesi tek eğlencemiz,
Maksim de İborotti konseri olsun.

Doğum günümü hatırlasın yeter,
Yeter ki hediyesi bir yakut olsun.

Yıldönümümüzü birlikte kutlayalım,
Bana hediyesi bir villa olsun.

Kocayalım onunla aynı yastıkta,
Yeter ki yastığımız atlastan olsun.

Çocuklarımı kendim büyütürüm,
Bakacak İtalyan bir dadımız olsun.

Bundan ibaret bütün isteğim.
Nice kısmetlerim çıktı da teptim.
Benim gibi bir alçakgönüllüyü alacak olan,
Sadece birazcık sabırlı olsun....

(Alıntı)

YALNIZLIK

17/8/2008 · Kategori: siirler




Yalnızlık öldürdü beni
Işığını gözlerimin önce
Yüreğimin sevincini
Yalnızlık aşkımı hevesimi
Gücümü kuvvetimi

Gözgöze geldiğim
Bütün karanlık pencerelerde
Yalnızlığın gözleri
Sokağa çıkan
Eve dönen
Yıllardır yalnızlıktı benimle

Her kış gecesi saat yedide
Yalnızlıktı esen
Konak önünde
Yalnızlıktı oturmuş meyhanede
Bekleyen beni

Gülmek istemiyorsam
Konuşmak istemiyorsam
Sevişmek istemiyorsam
Yalnızlık sebebi

Kımıldasam
Değiştirsem yerimi
İtsem elimin tersiyle
Gider gene gelirdi

Bir gün girerseniz odama
Cansız uzanmış bulursanız beni
Bakın başucuma
Bakın dört duvara
Yalnızlık orda
Sizinle nefes nefese
Sizinle burun buruna
Uzanmış yanıbaşımda yatağa
Geçmiş masama
Saymayın güldüklerimi
Saymayın sevdiklerimi
Bilin doymadım ben
Ne aşka ne dostluğa
Vurun yalnızlığa



NECATİ CUMALI

Gülümse İnadına

5/8/2008 · Kategori: siirler



Kalbin ağlasada gülümse inadına


Düşler takıp saçlarına yürü umutlara…
Düşler takıp saçlarına yürü rüzgarlara…
Kurduğun hayalleri ayazlar yıksada,
Sen yeterki hep ümit et,
Hayat döner sana…
O pembe gülyüzünü kederle soldurma
Dalda ki son yaprak gibi
Sarıl hep hayata.
Kurduğun hayalleri ayazlar yıksada,
Sen yeterki hep hayal et,
Hayat döner sana..

ŞİİRİ:
Unutma
Göğün asıl rengi mavidir
En kör gece bile sabahtır sonunda
Kalbin ağlasada gülümse inadına
Düşler takıp saçlarına yürü rüzgarlara…
O pembe gülyüzünü kederle soldurma
Daldaki son yaprak gibi
Sarıl hep hayata
Geçerken acılardan gülmeyi unutma
Fırtınalara direnmektir yaşamak birazda
Kurduğun hayalleri yağmurlar yıksada
Sen yeterki hep ümit et,
Hayat döner sana…
Sen yeterki hep ümit et,
Hayat döner sana…

Küçük kadınlar dizi müziği

EĞER

5/8/2008 · Kategori: siirler



 

 

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
CAN YÜCEL

ARTIK VEDA VAKTİ

6/7/2008 · Kategori: siirler

Havada nemli ve tuzlu bir serinlik
Karanfil yağları damacanayla
Gül yağları, bergamut, lavanta
Akşam güneşine bulandı
Limanda boydan boya

Ne dedilerse yaptım bavullar hazır
Geçmişi sığdırdım içine
Ağır değilmiş o kadar
Geçiştirmişiz zamanı
Ateş ve su ve güzelim deniz
Buluşmuşlar arasıra

Her yerden akıyor gün
Suyun üstünde esintiler
Bir yolculuk vaktidir şimdi
Köklerinden koparak yolculuk
Yerinde sayarak yolculuk
Rüzgarlara karışıyor kalbim
Yamaçların, yarların en ucunda
Kızıl kuşlar gibi titreyerek

Ey benim güzel aşkım
Sen hiç kış görmedin ki
Poyraz nedir, kar, tipi bilmezsin
Yalnızlık bile
Ağzının kenarında
Açıveren çiçekti

Bütün gece limanlarda
Beni alacak tekneyi aradım
Yabancı yıldızların altında
Bir göktaşı gibiydim
Işığım gitgide eksildi

Unutmazsın beni bilirim
Pencerene yine
Beyaz bir gül bıraktım

Özel Arabul

BAMBAŞKA

27/6/2008 · Kategori: siirler

Doktor, benim derdim bambaşka bir dert;
Ağrıyan yerimi sorma boşuna.
Yazdığın reçete değer mi zahmet?
Kağıtla kalemi yorma boşuna.

Kerem eyle, fayda vermez yardımın;
Tıp ilminde çaresi yok derdimin;
Her tarafı gurbet olmuş yurdumun;
Düşünceme tuzak kurma boşuna.

Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür;
İçimde tarifsiz keder saklıdır
Sökemezsin yaralarım köklüdür;
Merhem sürüp, sargı sarma boşuna.

Dost yolları nakışlandı kanımdan;
Sevdiklerim vergi keser canımdan;
Sükuta muhtacım, ayrıl yanımdan,
İncitip günaha girme boşuna.

Aşk koymuşlar ıstırabın adını;
Alamadım yaşamanın tadını
Yapacaksan eğer bana yardımı,
Öldür kurtar, ilâç verme boşuna.

ABDURRAHİM  KARAKOÇ

CAN YÜCEL'İN BİR ŞİİRİ

19/6/2008 · Kategori: siirler


Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

Can Yücel

ÖYLESİNE SEVMİŞTİM

19/6/2008 · Kategori: siirler



Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufçukları da
Bana karanlığı bırak
Beni bırak, beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık
Öyle kapıda susuşun
Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
Öyle sağlam, öyle bir de vuruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangının

Şimdi gidiyorsun, git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin

İBRAHİM SADRİ

« Önceki | Sonraki »